"Derin Devlet" Komplolarının Kronolojik Analizi
1990-2008 yılları arasında yaşanan suikastlarDerin Şifreler, Türkiye´nin 90´lı yıllarla birlikte içine girdiği ve bir türlü etkisinden kurtulamadığı fetret dönemine ilişkin suikast ve kitlesel olayların şifrelerini veriyor. ´Karanlık Güçlerin´ istikrarı bozmak adına düzenlediği provokatif eylemlerin tarihleri ve birbirleriyle olan bağlantılarına dikkat çeken Derin Şifreler, 1990-2008 yılları arasında yaşanan suikast ve kitlesel eylemlerin fotoğraf karelerini birleştirerek, hedefteki ´bütünü´ gözler önüne seriyor.
Türkiye´nin yakın tarihine damgasını olaylarDerin Şifreler´de Türkiye´nin yakın tarihine damgasını vurmuş, 28 Şubat Süreci, Susurluk Kazası, yerli istihbarat birimleri arasındaki örtülü mücadele, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Orgeneral Eşref Bitlis, Ahmet Cem Ersever suikastları, Ergenekon Operasyonu ve Danıştay Saldırısı ile Sivas, Başbağlar ve Gazi Olaylarının yanı sıra; Doğu Perinçek, Tarık Ümit ve ´Yeşil´ kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında da yeni ve ilginç bilgilerin analizi yapılıyor. Bu kitapta Türkiye´de yaşanan ve birbirinden bağımsızmış gibi görünen suikast ve kitlesel eylemlerin, aslında birbirleriyle ne kadar bağlantılı olduğunu hayretle okuyacaksınız.
Uzun yıllardan beri ülkemizde bir ´Derin Devlet´ tartışmasıdır sürüp gidiyor. Ne var ki, şu ana kadar bu ´Derin Devlet´in adını hiç kimse ortaya koyamadı. Derin Devletin adına, kimileri Özel Harp Dairesi, kimileri Kontrgerilla, kimileri Ergenekon, kimileri JİTEM, kimileri de ´Gladio´ dedi. Ancak sahibi tarafından bu isimlerin hiç biri kabul edilmedi. Böyle bir örgütlenmenin var olduğu belgelenemedi. Çünkü her şeyden önce ´Derin Devlet´ kavramının soyut bir kelime olduğu da unutuluyordu.
Bu kitap ne derin devletin peşine düşmekte, ne de ´Derin devletin´ adını koymakta. Özellikle hiçbir kurum ve kuruluşu zan altında bırakmadan, ayrı ayrı zamanlarda meydana gelen olayların birbirleriyle bağlantılarını ortaya koyarak, okuyucunun belirli bir sonuca varmasını hedeflemektedir. Çünkü bir olayın kimler tarafından yapıldığı belgelerle ortaya konulamıyorsa, yapılacak tek şey, o olayın neden ve sonuçlarını araştırarak, kimler lehine geliştiğine bakmaktır.
‘Derin olayların’ kimler tarafından ve niçin yapıldığını anlayabilmek için sadece bir olaya takılıp kalmak, konuyu gereksiz detaylarla teferruatlandırmak, olayı içinden çıkılmaz bir hale getirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Kitapta, Türkiye’nin bir dönemine damgasını vuran ‘karanlık’ olayları tek tek ele alarak, birbirleri arasındaki benzerlikleri, bağlantıları ve zamanlamalarındaki ilginçliği ortaya koyuluyor. Kitapta yer alan her bir konunun, yüzlerce sayfalık birer kitap olabileceğinden de şüphe yok. Ancak eğer bir ‘karanlıklar devrini’ ortaya çıkarmak, en azından bu konuda bir fikir vermek istiyorsanız, bütünün parçalarını toplamanız gerekiyor.
Eğer bütün bir resmin parçaları tek tek legoların üzerinde kalmışsa, yapılacak tek şey; ana resmi görebilmek için legoları birleştirmek olacaktır. 1990 yılında başlayan faili meçhul cinayetler zinciri, Susurluk tartışmaları ve 28 Şubat sürecinde yaşanan gelişmelerin şifreleri çözüldüğünde, ana resmin kendiliğinden ortaya çıkacağını göreceksiniz. Bu resmin adına siz ister ‘derin devlet’, ister ‘Ergenekon’ ister ‘Kontrgerilla’, isterseniz ‘Gladio’ deyin.
KÜLTÜR SANAT ANSİKLOPEDİSİ
kültür sanat haberlerinin yer aldığı hoş bir site
8 Temmuz 2008 Salı
7 Temmuz 2008 Pazartesi
Çok satan kitaplar
Geçtiğimiz Mayıs ayında Türkiye hangi kitapları okudu?
Geçtiğimiz ay Türkiye’ hangi kitapları okudu? sizin için Mayıs ayında kitapçılar, dağıtım firmaları ve internet’ten en çok satılan kitaplar listesini hazırladık.
Geride bıraktığımız Mayıs ayında Yaşar Nuri Öztürk’ün “Allah İle Aldatmak” kitabı en çok satanlar listesinde ilk sırayı aldı.
Polemiklerin efendisi Soner Yalçın, son kitabı “Siz Kimi Kandırıyorsunuz” ile geçen ay en çok okunan ikinci kitap oldu.
Edebiyat dünyamızın saygın isimlerinden Murathan Mungan 16 hikayeden oluşan yeni kitabı “Kadından Kentler” ile çok okunanlar listelerinde üçüncü sırada yer aldı.
1- Allah İle Aldatmak - Yaşar Nuri Öztürk - Yeni Boyut
Konusu: Allah ile aldatmak; dini; çıkar, koltuk, baskı, egemenlik aracı yapan bir sanayi koludur. İşin esası bakımından ne dini vardır ne de imanı. Onun dini-imanı, Tanrısı, ibadeti hep çıkarı ve hesabıdır.
2- Siz Kimi Kandırıyorsunuz! - Soner Yalçın - Doğan Kitap
Konusu: Ülkelerin geçmişi ile bugünü arasında benzerlikler şaşırtıcıdır. 30 Mayıs 1876 askeri darbesiyle tahttan indirilen Abdülaziz´in başına gelenler ile Cumhuriyet döneminde ağır Ekonomik kararlar alan Hükümetlerin başına gelenler benzerdi. Yakın tarihin gayrı resmi notlarında gerçeklerle yüzleşmeye hazırmısınız.
3- Kadından Kentler - Murathan Mungan - Metis Kitap
Konusu: Kadından Kentler, Murathan Mungan’ın 16 kentte geçen 16 hikâyeden oluşan yeni kitabı. İçinde İzmir, Adana, Trabzon, Bursa, Amasya, Ankara, Samsun, Sinop, Afyon/Denizli, Kırşehir, Diyarbakır, Erzurum, Kayseri, Gümüşhane, Mersin, Istanbul gibi kentlerde geçen on altı öykü yer alıyor.
4- Empati - Adam Fawer - April
Konusu: Olasılıksız´ın yazarı Adam Fawer´ın yeni kitabı Sadece ´isteklerinizin´ tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın. Edebiyat, bilim ve felsefe ruhunuza akacak, okudukça bağlanacak, bağlandıkça okuyacaksınız...
5- Diriliş - Çanakkale 1915 – Turgut Özakman – Bilgi yayınevi
Konusu: Çanakkale’yi, Milli Mücadele’nin bir alternatifi gibi gösteriyorlar. 18 Mart çok uzun yıllardan beri kara ve deniz savaşlarının ortak Çanakkale günüydü. Son zamanlarda bu deniz zaferi günü gibi kutlanıyor, çünkü orada Atatürk yok. Çanakkale’de mucizeler yaratmaya, hurafeye gerek yok. Çanakkale’nin kendisi mucize. Onca yokluğa rağmen kendisi mucize.
6- Allah’sız Müslümanlık – Ömer Lütfü Mete – Profil Yayınları
Konusu: Müslümanlık, kişi için huzur ve mutluluk sağlayan bir tercih değil de, “Ürkütücü bir Tanrı’nın koyduğu külfetler bütünü” şeklinde yaşanırsa bu, gerçek bir dinin hedefleyebileceği durum olamaz.
7- –Şamil Tayyar - Timaş Yayınları
Konusu: Dağlıca Baskını’nda Türk Milleti’nin kafasını karıştıran soru işaretlerini gün gün takip eden ve askerlerden komutanlara kadar çatışmaya katılan kişilerle görüşen Gazeteci Şamil Tayyar, bu yazışmaları ve çatışmanın olduğu bölgeye ait özel belgeleri ilk kez açıklıyor.
8- Olasılıksız – Adam Fawer – April Yayıncılık
Konusu: Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘Olasılıksız’ tam size göre bir roman..
9- Limit Sizsiniz – Mümin Sekman - Alfa
Konusu: Kitabın temel mesajı şöyle özeleniyor: Önce kendi kanatlarına güven! Büyük başarı kalpten gelir, beyinde büyür, ellerden hayata akar!
Geçtiğimiz ay Türkiye’ hangi kitapları okudu? sizin için Mayıs ayında kitapçılar, dağıtım firmaları ve internet’ten en çok satılan kitaplar listesini hazırladık.
Geride bıraktığımız Mayıs ayında Yaşar Nuri Öztürk’ün “Allah İle Aldatmak” kitabı en çok satanlar listesinde ilk sırayı aldı.
Polemiklerin efendisi Soner Yalçın, son kitabı “Siz Kimi Kandırıyorsunuz” ile geçen ay en çok okunan ikinci kitap oldu.
Edebiyat dünyamızın saygın isimlerinden Murathan Mungan 16 hikayeden oluşan yeni kitabı “Kadından Kentler” ile çok okunanlar listelerinde üçüncü sırada yer aldı.
1- Allah İle Aldatmak - Yaşar Nuri Öztürk - Yeni Boyut
Konusu: Allah ile aldatmak; dini; çıkar, koltuk, baskı, egemenlik aracı yapan bir sanayi koludur. İşin esası bakımından ne dini vardır ne de imanı. Onun dini-imanı, Tanrısı, ibadeti hep çıkarı ve hesabıdır.
2- Siz Kimi Kandırıyorsunuz! - Soner Yalçın - Doğan Kitap
Konusu: Ülkelerin geçmişi ile bugünü arasında benzerlikler şaşırtıcıdır. 30 Mayıs 1876 askeri darbesiyle tahttan indirilen Abdülaziz´in başına gelenler ile Cumhuriyet döneminde ağır Ekonomik kararlar alan Hükümetlerin başına gelenler benzerdi. Yakın tarihin gayrı resmi notlarında gerçeklerle yüzleşmeye hazırmısınız.
3- Kadından Kentler - Murathan Mungan - Metis Kitap
Konusu: Kadından Kentler, Murathan Mungan’ın 16 kentte geçen 16 hikâyeden oluşan yeni kitabı. İçinde İzmir, Adana, Trabzon, Bursa, Amasya, Ankara, Samsun, Sinop, Afyon/Denizli, Kırşehir, Diyarbakır, Erzurum, Kayseri, Gümüşhane, Mersin, Istanbul gibi kentlerde geçen on altı öykü yer alıyor.
4- Empati - Adam Fawer - April
Konusu: Olasılıksız´ın yazarı Adam Fawer´ın yeni kitabı Sadece ´isteklerinizin´ tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın. Edebiyat, bilim ve felsefe ruhunuza akacak, okudukça bağlanacak, bağlandıkça okuyacaksınız...
5- Diriliş - Çanakkale 1915 – Turgut Özakman – Bilgi yayınevi
Konusu: Çanakkale’yi, Milli Mücadele’nin bir alternatifi gibi gösteriyorlar. 18 Mart çok uzun yıllardan beri kara ve deniz savaşlarının ortak Çanakkale günüydü. Son zamanlarda bu deniz zaferi günü gibi kutlanıyor, çünkü orada Atatürk yok. Çanakkale’de mucizeler yaratmaya, hurafeye gerek yok. Çanakkale’nin kendisi mucize. Onca yokluğa rağmen kendisi mucize.
6- Allah’sız Müslümanlık – Ömer Lütfü Mete – Profil Yayınları
Konusu: Müslümanlık, kişi için huzur ve mutluluk sağlayan bir tercih değil de, “Ürkütücü bir Tanrı’nın koyduğu külfetler bütünü” şeklinde yaşanırsa bu, gerçek bir dinin hedefleyebileceği durum olamaz.
7- –Şamil Tayyar - Timaş Yayınları
Konusu: Dağlıca Baskını’nda Türk Milleti’nin kafasını karıştıran soru işaretlerini gün gün takip eden ve askerlerden komutanlara kadar çatışmaya katılan kişilerle görüşen Gazeteci Şamil Tayyar, bu yazışmaları ve çatışmanın olduğu bölgeye ait özel belgeleri ilk kez açıklıyor.
8- Olasılıksız – Adam Fawer – April Yayıncılık
Konusu: Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘Olasılıksız’ tam size göre bir roman..
9- Limit Sizsiniz – Mümin Sekman - Alfa
Konusu: Kitabın temel mesajı şöyle özeleniyor: Önce kendi kanatlarına güven! Büyük başarı kalpten gelir, beyinde büyür, ellerden hayata akar!
Şiddetin Karanlık Dünyası
"Türklük ve Kürtlük", meselesine insani ve entelektüel bir bakış.
Türkiye’de Kürt sorunu tartışılırken, genellikle gözden kaçan bir nokta var: Siyasi kavramlar, sosyolojik analizler ve teoriler eşliğinde tartıştığımız bu meselenin genellikle ‘insanî’ boyutunu göz ardı ediyoruz.
Mümtaz’er Türköne’nin bugünlerde yayımlanan Türklük ve Kürtlük adlı kitabı, bu bakımdan farklı bir gözle okunmayı, değerlendirilmeyi hak eden bir eser. Kitabın önsözünde Mümtaz’er hoca da gözden kaçan insanî dramları yüzümüze çarpan bir anekdot aktarıyor: “Zaman Gazetesine, Kürt sorunu hakkında yazdığım yazılardan biri üzerine, Muğla’da üniversite öğrencisi olan bir Kürt gencinden kısa bir mail gelmişti: Ben, anadile saygıdan ve farklı bir ana dil ile büyüyenlerin toplum içinde çektiği zorluklardan bahsediyor ve ancak empati duygusu ile bazı şeyleri kavrayabileceğimizden bahsediyordum. Genç ise adeta, ‘sizin söyledikleriniz de bir şey mi?’ der gibi, sırf ana dili Türkçe olmadığı için karşılaştığı bir felaketi anlatıyordu. Anlattığı şey gerçekten de, bir delikanlının başına gelebilecek benim ise aklımdan hiç geçmeyecek bir felaketten başka bir şey değildi. Kürt genci üniversitede okurken bir Türk kızına âşık oluyor. Sırf duygularını Türkçe olarak yeteri kadar ifade edemeyeceği korkusuyla aşkını itiraf edemiyor. Bana, ‘İçine düştüğüm bunalımı anlayabiliyor musunuz?’ diye soruyordu.”
Bütün sorunları ipotek altına alan sorun
Böylesine iç burkan bir dramdan ele alan kitap, sağlam mantık kurgusuyla Türkiye’nin bütün sorunlarını ipotek altına alan Kürt sorununa çözüm önerileri getiriyor. ‘Tek Bayrak Tek Devlet’ söyleminden ‘Kürt sorununa gelene kadar hangi yolların/engellerin aşılmaya çalışıldığını anlatıyor. 12 Eylül sonrası yaşananların anlatımı kitabın merkezini oluştursa da, bu sorunun miladına dair söylenmesi gerekenleri de unutmamış Türköne. Ankara ve Diyarbakır’ın şehir olarak siyasal portresini çizen yazar, ‘Kürt Realitesi’nden Kürt Sorunu’na gelinen noktada İstanbul’un çözüm modeli olabileceği tezini öne sürüyor. Dokuz bölümden oluşan kitabın her bölümünde Türköne’nin uzun yıllar kafa yorduğu bu sorun üzerine birikimini görmek mümkün. Türköne, güncelden yola çıkarak on yıllara yayılmış bu sorunu gereği gibi analiz edebilmek için ‘resmin bütünü’nü görmeyi başarıyor.
“Terör Sorunu’ndan Kürt Sorunu’na” başlıklı ilk bölümde Türköne, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne, vardığımız noktada, üniformalı ‘milli birlik ve bütünlük’ yorumundan vazgeçmemiz gerektiğinin altını çiziyor. Türköne, bu bölümde, Kürt sorununu üç ayak üzerinde konuşmak ve tartışmak gerektiğini söylüyor ki bu öneri Türköne’nin meseleye bakışını da özetliyor: Birinci adım, herkesin soruna demokrasi ve hukuk içinde çözüm araması gerektiği ve Terörün koşulsuz olarak reddedilmesi. İkinci adım, Kültürel hakların evrensel standartlarda tanınması ve hatta pozitif ayrımcılığın tartışılması. Kürt siyaseti yapanların, Türkiye Cumhuriyeti devletinin toprak bütünlüğü ve egemenlik hakları ile bunların bayrak gibi sembolleri konusunda gösterecekleri hassasiyet ise üçüncü adımı oluşturuyor. Mümtaz’er Türköne, böylelikle, Kürt sorununda çözüme doğru atılacak büyük adımın temel etkenlerini de belirlemiş oluyor.
Kitapta ilgi çeken bölümlerden biri de “Şiddetin Karanlık Dünyası” adını taşıyor. Türköne, bir taraftan gelecek yasaklama ve baskının öteki taraftan gelecek şiddete dönüştüğünü, bu kısırdöngünün sorunun çözülmesi bir yana, meseleyi iyice içinden çıkılmaz bir hale getirdiğini -haklı olarak- yeniden hatırlatıyor. Türklük ve Kürtlük kitabında değinilmemesi gereken bir başka nokta, Türköne’nin hepimizi hem Kürt milliyetçilerinin hem de Türk milliyetçilerinin tutumları üzerinde tekrar durmaya davet etmesi. Türköne’nin tespitleri -ve dolaylı olarak- çAğrısı yankı bulduğu sürece Kürt sorununun çözümünde aşama kaydedileceğine kuşku yok.
Türkiye’de akademisyenlerin köşe yazarlığına genellikle kuşkuyla bakılır. Oysa Mümtaz’er Türköne, Zaman’da yazmaya başladığı günden bu yana, akademik birikimin hantallaştırmadığı, aksine zenginleştirdiği bir üslupla yazdığı en çok merak edilen köşe yazarlarından biri haline geldi. Bu köşe yazarlığı serüveninin de katkıda bulunduğu Türklük ve Kürtlük, meseleyi hem insani hem entelektüel boyutlarıyla kuşatan, göz ardı edilmemesi gereken bir çalışma.
Yeni çıkan kitaplar
Piyasaya yeni çıkan kitaplar arasında özellikle üç tanesi dikkat çekici.
Nevzat Kösoğlu´nun ´´Şehit Enver Paşa´´, Nazır Şentürk´ün ´´İstanbul Valileri´´ ve Emin Işık´ın ´´Belh´in Güvercinleri´´nin de aralarında bulunduğu yeni kitaplar okurla buluştu. Nevzat Kösoğlu ´´Şehit Enver Paşa´´ adlı kitabında, Osmanlı´nın son döneminin kahramanlarından Enver Paşa´nın kişiliğine ve hayatına ışık tutuyor. İstanbul Valiliği´nde Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü görevini sürdüren Gazeteci-yazar Nazır Şentürk, ´´İstanbul Valileri´´ adlı araştırma kitabında, Roma-Bizans döneminde devlet yönetimi ve İstanbul, İslamiyetten önce ve sonra Türkler´de devlet yönetimi, Selçuklu dönemi ile Osmanlı´da devlet yönetimi ve valiler konularında geniş bilgi veriyor. Kitapta daha sonra, Cumhuriyet döneminden bugüne kadar İstanbul´da görev yapan 23 valinin yaşam öykülerini ve yaşayan 9 vali ile yapılan röportajları, günümüzde hayatta olmayan valilerin ulaşılan yakınlarıyla yapılan söyleşileri okurla paylaşılıyor.
Emin Işık da ´´Belh´in Güvercinleri´´ isimli kitabında, Mevlana Celaleddin Rumi´yi yaşadığı çağdaki siyasi ve toplumsal durumla birlikte ele alıyor. DİĞER KİTAPLARYeni çıkan kitaplar arasında, Metin Savaş´ın ´´Melengicin Gölgesinde´´ adlı romanı, Marguerite Duras´ın mektuplar, fragmanlar ve röportajlarından oluşan kitabı ´´Yeşil Gözler´´ ve Margit Schreiner´in ´´Hayal Kırıklıkları Kitabı´´ romanı ile Erik L´homme´un bilim kurgu romanı ´´Yıldızlar Kitabı: Gölgenin Yüzü´´ de bulunuyor. Yeni deneme, araştırma, inceleme ve tarih kitapları arasında ise Itır Erhart´ın ´´Ben Neyim?´´, ABD Eski Başkan Yardımcısı Al Gore´un ´´Tükenen Dünya´´, Mark MacKinnon´ın ´´Yeni Soğuk Savaş´´, Yalçın Küçük´ün ´´Epilepsi ile Orgazm´´, Erol Manisalı´nın ´´Bıçak Sırtındaki Türkiye´´ yer alıyor.
Cinayeti genlerimiz mi işletiyor?
Katil doğulur mu, olunur mu? İşte bunun cevabı "GENOM"da saklı...
Francis Crick, 28 Şubat 1953’te DNA’nın yapısını çözdüğünde şöyle demişti: “Hayatın sırrını keşfettik.” Ancak bu sırrın ne olduğunu anlamamız uzun bir süre daha alacak, yüzyılımızın en önemli bilim dallarından birisi genetik olacak.
SIRLAR ORTAYA DÖKÜLÜYOR
İnsan genomu, 23 çift kromozomdan oluşan bir pakettir. Matt Ridley bu paketi açıyor ve ortaya dökülen ama genetik dilinde yazılmış pek çok sırrı bizim anlayacağımız bir dile tercüme ediyor. İnsan genomunda “genetikçe” yazılmış bu “yazılar” aslında türümüzün biyolojik tarihinin kaydını, başka bir deyişle otoBiyografisini oluşturuyor. Kökenlerimiz, evrimimiz, doğamız ve zihnimiz hakkında çarpıcı bilgiler veren yazar Matt Ridley, yepyeni soruların ve yepyeni cevapların eşiğinde bir kuşak oluşumuza dikkat çekiyor.
İnsan genomu, 23 çift kromozomdan oluşan bir pakettir. Matt Ridley bu paketi açıyor ve ortaya dökülen ama genetik dilinde yazılmış pek çok sırrı bizim anlayacağımız bir dile tercüme ediyor. İnsan genomunda “genetikçe” yazılmış bu “yazılar” aslında türümüzün biyolojik tarihinin kaydını, başka bir deyişle otoBiyografisini oluşturuyor. Kökenlerimiz, evrimimiz, doğamız ve zihnimiz hakkında çarpıcı bilgiler veren yazar Matt Ridley, yepyeni soruların ve yepyeni cevapların eşiğinde bir kuşak oluşumuza dikkat çekiyor.
CİNAYETİ GENLERİMİZ Mİ İŞLETİYOR?
Genetik mirasımız kaderimiz mi? Yoksa genetik determinizm bir mitten mi ibaret? Bir katilin işlediği cinayetin sorumluluğu ailesindeki genlere yüklenebilir mi? Yoksa işimize gelmediğinde özgür irade sahibi olmaktan vazgeçmeye hemen hazır bir tür müyüz? Gen tedavisinden mucizeler beklememiz ne kadar gerçekçi? Genom’da merak ettiğiniz bu ve benzeri pek çok soruya yanıt bulacaksınız. Genom’u okudukça şempanzelerle genetik benzerliğimizin %98 olması en azından bazılarımızın onuruna daha az dokunacak gibi görünüyor.
Yazar: Matt Ridley Eser: Genom: Bir Türün Yirmi Üç Bölümlük OtoBiyografisi. Çevirmenler: Mehmet Doğan, Nıvart Taşçı I. Hamur, 394 sayfa. Boyut: 21x13,5 cm ISBN: 978-975-6193-77-8 Etiket Fiyatı: 25ytl
Genetik mirasımız kaderimiz mi? Yoksa genetik determinizm bir mitten mi ibaret? Bir katilin işlediği cinayetin sorumluluğu ailesindeki genlere yüklenebilir mi? Yoksa işimize gelmediğinde özgür irade sahibi olmaktan vazgeçmeye hemen hazır bir tür müyüz? Gen tedavisinden mucizeler beklememiz ne kadar gerçekçi? Genom’da merak ettiğiniz bu ve benzeri pek çok soruya yanıt bulacaksınız. Genom’u okudukça şempanzelerle genetik benzerliğimizin %98 olması en azından bazılarımızın onuruna daha az dokunacak gibi görünüyor.
Yazar: Matt Ridley Eser: Genom: Bir Türün Yirmi Üç Bölümlük OtoBiyografisi. Çevirmenler: Mehmet Doğan, Nıvart Taşçı I. Hamur, 394 sayfa. Boyut: 21x13,5 cm ISBN: 978-975-6193-77-8 Etiket Fiyatı: 25ytl
6 Temmuz 2008 Pazar
Edebiyat dünyası yasta
MTI ajansının haberinde, Magda Szabo'nun dram, deneme ve şiir dallarında birçok eser verdiği, romanlarının birçok dile çevrildiği belirtildi.
Szabo'nun, Macaristan'da birçok ödül aldığı, dört yıl önce de "Kapı" adlı romanıyla Fransa'nın yabancı roman dalında en saygın ödülü olan Femina ödülünü aldığı kaydedildi.
Batman eşcinsel, şirin kominist!
Çizgi romanların kahramanları için ilginç iddialar ortaya atıldı. İşte çizgi roman kahramanlarının bilinmeyen yönleri.
Çizgi kahramanların en ünlüleri arasında yer alan çelik adam Superman, sanılanın aksine 1938 yılında değil 1933’te yaratıldı. İlk Superman, 1933 yılında yaratılmış kel bir karakterdi ve uzaydan üstün güçleri ile gelip dünyayı istila edecek bir kötü adam olarak düşünülmüştü. Jery Siegel ve Joe Shuster’ın tasarladığı bu içerik ilgi görmedi. Daha sonra tasarımları sürekli değişen Superman, Haziran 1938’de DC Comics isimli dergide ilk kez halka sunuldu.
EN ÇOK ELEŞTİRİLEN ÇİZGİ KAHRAMAN: BATMAN...
İlk çıkışı 27 Mayıs 1939 tarihinde olan yarasa adam, çizer Bob Kane ve yazar Bill Finger tarafından yaratıldı. Ancak çizgi romanlarda yaratıcısı olarak sadece Bob Kane’in adı geçti. Batman’in gizli kimliği milyarder sanayici, çapkın ve hayırsever olan Bruce Wayne idi. Çocukken ailesinin öldürülmesine şahit olan Wayne, pek çok çeşiti alanda kendini eğittikten sonra yarasa temalı kostüm ve ekipmanları ile suça karşı savaşa başladı.
İlk zamanlarda suçluların öldürülmesi ve zarar görmelerine merhamet göstermeyen, ateşli silahlar kullanan yarasa adam, şiddet ağırlıklı Pulp hikayelerinden ilham alındığı için sert mizaca sahipti. Batman, ortağı Robin’in gelmesiyle farklılaştı ve düşmanlarını öldürmeden gerekli dersi vermeye
başladı.
İlk çıkışı 27 Mayıs 1939 tarihinde olan yarasa adam, çizer Bob Kane ve yazar Bill Finger tarafından yaratıldı. Ancak çizgi romanlarda yaratıcısı olarak sadece Bob Kane’in adı geçti. Batman’in gizli kimliği milyarder sanayici, çapkın ve hayırsever olan Bruce Wayne idi. Çocukken ailesinin öldürülmesine şahit olan Wayne, pek çok çeşiti alanda kendini eğittikten sonra yarasa temalı kostüm ve ekipmanları ile suça karşı savaşa başladı.
İlk zamanlarda suçluların öldürülmesi ve zarar görmelerine merhamet göstermeyen, ateşli silahlar kullanan yarasa adam, şiddet ağırlıklı Pulp hikayelerinden ilham alındığı için sert mizaca sahipti. Batman, ortağı Robin’in gelmesiyle farklılaştı ve düşmanlarını öldürmeden gerekli dersi vermeye
başladı.
Çizgi kahramanlarla ilgili iddialardan Batman de nasibini aldı. Psikolog Fredric Wertham’ın 1954 tarihli Seduction of the Innocent isimli kitabında okuyucunun çizgi romanlardaki suçlardan etkilenerek taklit etmeye çalıştığı ve bu tür kitapların gençlerin ahlakını bozduğu savları yer aldı.
Kitapta yer alan bir iddia ortalığı iyice karıştırdı. Batman ile ortağı Robin’in eşcinsel olduklarına ilişkin iddiada, Görkemli bir ev, vazolarda güzel çiçekler ve bir uşak yazan Wertham, bunun beraber yaşamak isteyen 2 eşcinselin rüyası olduğunu savundu. Sonraki yıllarda Batman’in Robin ile arasında böyle bir ilişki bulunmadığı yönünde açıklamalar getirildi. Bazı sanatçıların yayıncının karşıt durumuna rağmen Batman ile Robin’in eşcinsel olduğunu düşünen yazılar yazdı, hatta iddialar filmde yarasa adamı canlandıran aktör George Clooney’e dahi soru olarak yöneltildi.
NAZİ AJANI TENTEN
Belçikalı çizer Herge tarafından 1929 yılında yaratılan Tenten de 20. yüzyıl Avrupa çizgi romanlarının en ünlü kahramanlarındandı.
Serinin kahramanı, genç Gazeteci ve gezgin Tenten’di. Ona maceralarında köpeği Milu ve arkadaşı Kaptan Haddock da eşlik ediyordu. Tarafsız görüşlere sahip Gazeteci Tenten de diğer çizgi kahramanlar gibi değişik iddiaların merkezi oldu. Ölümünden kısa süre önce, eski Belçikalı Nazi iş birlikçisi Leon Degrelle Tenten’in aslında kendisinden ilham alınarak yaratıldığını savunarak tartışma yarattı. Degrelle gerçekten de Herge’i Gazeteci olduğu dönemde tanıyordu. Ancak Tenten’in ilk hallerine kısmen de olsa Herge’in en küçük kardeşi ilham vermişti.
Tenten’in Maceralarının ilk hikayeleri, ayrıca özellikle Avrupalı olmayanların karikatürize betimlemeleri gibi nedenlerden dolayı ırkçı ve sömürgeci eğilim taşıdığı yönünde de eleştirildi.
NAZİ AJANI TENTEN
Belçikalı çizer Herge tarafından 1929 yılında yaratılan Tenten de 20. yüzyıl Avrupa çizgi romanlarının en ünlü kahramanlarındandı.
Serinin kahramanı, genç Gazeteci ve gezgin Tenten’di. Ona maceralarında köpeği Milu ve arkadaşı Kaptan Haddock da eşlik ediyordu. Tarafsız görüşlere sahip Gazeteci Tenten de diğer çizgi kahramanlar gibi değişik iddiaların merkezi oldu. Ölümünden kısa süre önce, eski Belçikalı Nazi iş birlikçisi Leon Degrelle Tenten’in aslında kendisinden ilham alınarak yaratıldığını savunarak tartışma yarattı. Degrelle gerçekten de Herge’i Gazeteci olduğu dönemde tanıyordu. Ancak Tenten’in ilk hallerine kısmen de olsa Herge’in en küçük kardeşi ilham vermişti.
Tenten’in Maceralarının ilk hikayeleri, ayrıca özellikle Avrupalı olmayanların karikatürize betimlemeleri gibi nedenlerden dolayı ırkçı ve sömürgeci eğilim taşıdığı yönünde de eleştirildi.
ŞİRİNLER’E ELEŞTİRİ
1981’den itibaren televizyon ekranlarında gösterilen Şirinler büyük ilgi gördü. Yıllarca Türkiye’de de gösterilen ve beğeni ile izlenen çizgi film, başta ABD olmak üzere birçok ülkede, yüksek izlenme
oranlarına rağmen gösterimden kaldırıldı.
Şirinler hakkındaki bir iddia uzun zaman tartışma yarattı. Bu iddiaya göre Şirinler’in İngilizce adı olan smurf, kızıl bayrak altında yaşayan küçük adamlar kelimelerinin baş harflerinden türetilmişti. Şirin babanın kırmızı şapkası, köyde mabet olmayışı, komünal bir yaşam sürmeleri, her şeyin el birliğiyle yapılışı ve hiç para kullanmayışları iddiaları tetikledi. Kötü karakter Gargamel’in paraya karşı hırsının da komünal toplumun düşmanı olan kapitalizmi sembolize ettiği iddia edildi. Gargamel’in papaz cüppesi giyerek dini simgelediği, Şirinler’i sürekli yemek istediği için Amerika’ya benzetildiği savları da ortaya atılırken, İngilizce ismi Azrail olan, Gargamel’in kedisi Azman’ın Amerika’nın peşinden koşanların sembolü olduğu düşünüldü.
Belçikalı karikatürist Morris tarafından çizilen ve çizgi filmiyle de sevilen Red Kit-Lucky Luke de sevimli ve bilmiş beyaz atı Düldül ve saf, sürekli başını belaya sokan köpeği Rin Tin Tin ile beraber suçluların ve adaletsizliğin amansız düşmanıydı. Suçluları temsil eden Dalton kardeşlerin renk kattığı Red Kit’in maceralarında da temizlikçi, bekçi, ütücü, çöpçü gibi ikinci karakterlerin başka ırklardan olması eleştirildi.
1981’den itibaren televizyon ekranlarında gösterilen Şirinler büyük ilgi gördü. Yıllarca Türkiye’de de gösterilen ve beğeni ile izlenen çizgi film, başta ABD olmak üzere birçok ülkede, yüksek izlenme
oranlarına rağmen gösterimden kaldırıldı.
Şirinler hakkındaki bir iddia uzun zaman tartışma yarattı. Bu iddiaya göre Şirinler’in İngilizce adı olan smurf, kızıl bayrak altında yaşayan küçük adamlar kelimelerinin baş harflerinden türetilmişti. Şirin babanın kırmızı şapkası, köyde mabet olmayışı, komünal bir yaşam sürmeleri, her şeyin el birliğiyle yapılışı ve hiç para kullanmayışları iddiaları tetikledi. Kötü karakter Gargamel’in paraya karşı hırsının da komünal toplumun düşmanı olan kapitalizmi sembolize ettiği iddia edildi. Gargamel’in papaz cüppesi giyerek dini simgelediği, Şirinler’i sürekli yemek istediği için Amerika’ya benzetildiği savları da ortaya atılırken, İngilizce ismi Azrail olan, Gargamel’in kedisi Azman’ın Amerika’nın peşinden koşanların sembolü olduğu düşünüldü.
Belçikalı karikatürist Morris tarafından çizilen ve çizgi filmiyle de sevilen Red Kit-Lucky Luke de sevimli ve bilmiş beyaz atı Düldül ve saf, sürekli başını belaya sokan köpeği Rin Tin Tin ile beraber suçluların ve adaletsizliğin amansız düşmanıydı. Suçluları temsil eden Dalton kardeşlerin renk kattığı Red Kit’in maceralarında da temizlikçi, bekçi, ütücü, çöpçü gibi ikinci karakterlerin başka ırklardan olması eleştirildi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)