28 Mayıs 2008 Çarşamba

İşte Böyle Güzelim

Kadınları ‘bayan’ diye çağırıp onları cinsel kimliklerinden uzak tutan bir geleneğin içinde bocalarken, aşk bile cinsellikten arındırılmış kılıklara bürünebilirken bu kitap okuyanlara iyi gelecek

“Haydi kadınlar cinselliğinizle tanışın!” Bu cümle, Gazetelerimizden birinin yeni kampanya sloganı olabilir mi? Ne dersiniz... Belki bir gün. Kadınlar cinsellikleriyle nasıl tanışıyorlar sorusu dipsiz kuyu gibi bir şey. Görünürde sanki bu konudaki kimi tabular kırılmış, yıkılmış gibi duruyor... Prezervatif reklamları, kadın bağı reklamları haber aralarına kadar giriyor. Ancak gerçekte pek ikiyüzlü bir durum söz konusu...

Kentlerimizde, kasabalarımızda gelinlik mağazalarından geçilmezken, çeyiz dükkânları harıl harıl satış yaparken bir türlü sadede gelinemiyor. Sınır aile kurma faslında bitiyor. Kadınlar açısından cinsellik dört kulağı sıkı sıkıya kapalı bir bohça gibi... Sandıktan çıkmıyor. Soruna, söyleşiler ve uzmanlar eşliğinde yaklaşan kadın dergileri ile tespitçi ve tavsiyeci Güzin Abla köşeleri de olmasa kadınların cinsellikle tanışma serüveni çeyiz ve gelinlik çerçevesi içinde sönümlenip küllenecek. Her alan kendi öncülerini yaratır. Bu kez de Sabancı Üniversitesinden öğretim üyeleri Hülya Adak, Ayşe Gül Altınay ve doktora öğrencileri Esin Düzel ile Nilgün Bayraktar kadınların cinsel dünyasına altı yıl süren bir yolculuğa çıktılar. Bu, kadın hareketinden beslenen feminist ve kolektif bir yolculuktu. Her ilkbahar evlerin bacalarına bebek taşıyan leyleklere inat, kadın cinselliği üzerindeki şemsiyeleri kaldırdılar. Bire bir görüşmelerle kadınlarla sohbet ettiler. Türkiye’den ve Almanya’dan değişik şehirlerden farklı yaş ve kökenlerden kadınlara cinselliğin onlar için neler ifade ettiğini anlattırdılar. Doktor, öğretmen, öğrenci, işçi, psikolog, akamedisyen kadınların en genci on dokuz, en yaşlısı elli beşindeydi. Kendi cinsine ilgi duyan kadınlar da vardı görüşülenler arasında, seks işçiliği yapmış bir transseksüel de. Bu kadınlar hikâyelerinin yayımlanacağını bilerek konuştular. Hülya Adak, Ayşe Gül Altınay, Esin Düzel ve Nilgün Bayraktar ortaya çıkan metinleri, hikâyelerini paylaşan kadınların kimlikleri gizli kalmak kaydıyla bir okuma tiyatrosu olarak yazdılar. Ardından Diyarbakır ve İstanbul’da düzenledikleri üç okuma atelyesinde oyunlarını sahnelediler. Daha çok kadına ulaşması için bu çalışmanın kitaplaşması gerekiyOrdu. Kitaplaştı... Adını İşte Böyle Güzelim koydular. Cinsiyetsiz bir varlık olmaya zorlanan, bedenine yabancı kılınan kadın, elbette bu zinciri kırmaya çalışıyor. Başaranların sayısı az değil... Ancak bu tehlikeli bir yolculuk. Cinsellikleriyle tanışmak ve cinselliklerini yaşamak uğruna öldürülen kadınların haberlerini hemen her gün okuyoruz. Ben, İşte Böyle Güzelim’de yer alan metinleri okurken cinselliğini derin bir mutsuzluk içinde yaşayan kadınlar bu kadar çok muymuş diye sOrdum kendi kendime. Kendi cinsellikleriyle hiç tanışamadan yaşlandığını anlatan kadınları özellikle kutlamak istedim. Kadınlar hikâyelerini anlatırken acaba hangi sözcükten destek aldılar diye merak ettim. Bilgisayarın arama motoruna göre en çok kullandıkları ortak sözcük ‘sevmek’ti. 

Toplumun kadın yarısı cinsellikle sorunlar yaşarken, erkek yarısı nasıl bu sorundan uzak olduğuna inanabilir ki? Bu çalışma için yola çıkan Hülya Adak, Ayşe Gül Altınay, Esin Düzel ve Nilgün Bayraktar nereden ilham aldınız sorusuna şu yanıtı veriyorlar: “Biraraya geldiğimizde farklı zamanlarda Eve Ensler’ın Vajina Monologları adlı kitabını okumuş ve çok etkilenmiştik. Kadınların cinsellikleriyle tanışmaları, barışmaları ve haz almaları üzerinden güçlenmeleri fikri bizim en temel ilham kaynağımızı oluşturdu. Önce birbirimizle sonra da farklı kesimlerden ulaşabildiğimiz kadınlarla cinselliklerimizi konuşmaya başladık.” Birbirimizden ilham aldık Sorulardaki sınır, kadınların çizdiği sınırdı. Soğuk bir anket çalışması ya da sorgulama için yola çıkmamışlardı. Konuşurken onları hırpalamamaya, kötü tecrübelerini hortlatmamaya özen gösterdiler. Nasıl bir yöntem izlemişlerdi? “Görüşme sürecinde feminist yöntem hep aklımızda oldu. Görüşmelere giderken “birtakım kadınlar” “birtakım hayatlar” yaşıyorlar ya da bazı “ilginç hayatlar” “birileri” tarafından yazılmayı bekliyor diye düşünmedik. 

Kendimiz dahil, görüşme yaptığımız kadınlar arasında kimi zaman farklılık kimi zaman ortaklıkların belirmesini keyif ve heyecanla gözlemledik. Birbirimizi dinlerken hep kendimize dair yeni bir şeyler fark ettik. Birbirimizin cesaretine hayran kaldık, hikâyelerinden ilham aldık! Başkaları da bizim gibi bu hikâyelerden ilham alabilsin diye bu kitabı hazırladık. Görüşme esnasında da tek yönlü bir soru bombardımanından çok, dinlemeye, paylaşmaya, diyalog kurmaya özen gösterdik,” diyorlar. İşte Böyle Güzelim feminist bakış açısının yarattığı duyarlı, samimi ve cesur bir kitap. Kadınları ‘bayan’ diye çağırıp onları cinsel kimliklerinden uzak tutmaya çabalayan bir geleneğin içinde bocalayıp dururken, aşk bile cinsellikten arındırılmış kılıklara bürünebilirken bu kitap başta kadınlar, okuyanlara iyi gelecek.(İpek Çalışlar) 

İşte Böyle GüzelimHülya Adak, Ayşe Gül Altınay, Esin Düzel, Nilgün BayraktarSel Yayıncılık125 SayfaMayıs 2008

61. Cannes festivali sona erdi



61. Uluslararası Cannes Film Festivali, Barry Levinson´un yönettiği kara mizah "What Just Happened" isimli filmin gösterisi ile sona erdi.

61. Cannes Film Festivali´nde Altın Palmiye ödülü, Fransız yönetmen Laurent Cantet´in ´´Entre les murs isimli filmine verdi. Film, Eğitim konusuna Fransız toplumunu bakışını yansıtıyor. Altın Palmiye ödülünü Robert de Niro takdim etti. Fransız oyuncu Edouard Baer´in sunduğu ödül törenini, dünyanın bir çok ülkesinde televizyon kanalları canlı yayınladı. Altın Palmiye´den sonra gelen büyük ödülü ise bu yıl İtalyan yönetmen Mateo Garrone´nın ´´Gomorrah´´ isimli filmi aldı. Nuri Bilge Ceylan´ın ´´Üç Maymun´´ isimli filmi, 61 Cannes Film Festivali´nde en iyi yönetmen ödülü aldı. Festivalde, en iyi senaryo ödülünü Jean Pierre Luc Dardenne´nin Le Silence de Lorna isimli filmi kazandı. Ödülü, geçen yıl bu ödülü kazanan Fatin Akın takdim etti. 

Yarışmada jüri, en iyi erkek oyuncu ödülünü, yönetmen Steven Soderbergh´in ´´Che´´ filmindeki rolüyle Benicito del Toro´ya verdi. Ödülü, ünlü Fransız oyuncu Valerie Lemercier takdim etti. En iyi kadın oyuncu ödülünü, Walter Salles´in yönettiği, ´´Linha de Passe´´ isimli filmdeki rolüyle Sandra Corbeloni kazanırken, ödülü Fransız oyuncu Jean Reno verdi. Jüri ödülünü, Paolo Sorrentino´nun, ´´Il Divo´´ filmi aldı. 22 filmin Altın Palmiye için yarıştığı 61. Cannes Film Festivali´nde Fransız oyuncu Catherine Deneuve ile Amerikalı oyuncu ve yönetmen Clint Esatwood´a özel ödül verildi. Festivalde, Altın Kamera ödülünü ´´Hunger´´ filmindeki başarısıyla Steve McQueen alırken, en iyi kısa metrajlı filmin ödülünü ise ´´Megatron´´ Marian Crisan kazandı. Festivalin bu yılki jüri başkanlığını Sean Penn üstlendi.

Bu festivalde yok yok!

20 Haziran- 01 Temmuz tarihleri arasında dördüncüsü gerçekleşecek Yeşilvadi Kültür ve Sanat festivali için Beylikdüzü Belediye Başkanı Vehbi Orakçı Beylikdüzü ve İstanbul halkına büyük süprizler hazırlıyor… Beylikdüzü Belediyesi İştiraki olan BEYAŞ A.Ş. tarafından organize edilen ve 12 gün sürecek olan festival Türkiye’nin bugüne dek yapılmış en büyük Belediye festivali haline gelecek. 64.000 metrekare arazi içersinde küçük bir şehir görüntüsünü andıran festival alanında,içerisinde 24 metrekarelik led ekranların bulunduğu 200 metrekarelik dev sahnede dev isimler yer alacak. 

Festival süresince aralarında Sezen Aksu, MFÖ, Özlem Tekin, Yaşar, Ferhat Göçer, Demet Akalın, Volkan Konak, Orhan Hakalmaz, Kerem Cem, İbrahim Erkal, Dolapdere Big Gang, Funda Arar gibi Türkiye’nin önde gelen sanatçılarının yer aldığı konserler düzenlenecek. Festivalde ayrıca Tıpa Tıp Show, Kaktüs, Kabare Tiyatrosu, Dansseddi ve Yedi Renk dans grupları gösterilerini yapacaklar. Konserlerden önce amatör müzik grupları performanslarını sergileyecekler. Şişme oyun parkı, otağ çadırının yanı sıra paintball, bunge jumping gibi extreme sporlarının meraklıları da bu festivalde buluşacak. Festivalde Tavla, futbol ve basketbol turnuvalarıda yapılacak. TEMA, AKUT, TÜRK KALP VAKFI, TAGEV gibi önemli sivil toplum kuruluşları festival boyunca seminerler verecek.

Aç ayı 4. kata tırmandı

Brasov kent sakinlerinin bir ayı ile yavrusunun bahçelerde gezdiği ve çitleri kırdığı ihbarı üzerine harekete geçen kurtarma ekipleri, yiyecek arayan anne ayıyı yakındaki ormana yönlendirme çalışmaları başarısız oldu. Yaban Hayvanları Koruma İdaresi Başkanı Flavius Barbulescu, ekiplerin anne ayı ve yavrusunu ormana sevk etme çalışmaları sırasında yolların 2 saat trafiğe kapandığını söyledi.

Barbulescu, Yavru ayı çok küçüktü ve annesinin hızına ayak uyduramıyOrdu, anne ayı da yavrusu olmadan ormana gitmek istemedi dedi. Anne ayı, sonunda bir binanın dördüncü katına, oradan da çatıya tırmandı. Flavius Barbulescu, bunun üzerine uyuşturucu iğneyle vurarak uyuttukları ayıyı, ayaklarını bağlayarak çatıdan indirdiklerini ve anne ile yavrusunu yerel bir hayvanat bahçesine götürdüklerini söyledi. Kurtarma ekibinin çalışmalarının, yerel televizyondan canlı yayımlandığı belirtildi. Romanya´nın en büyük kentlerinden biri olan ve başkent Bükreş´in 150 km kuzeybatısındaki Brasov´da ayılar sık sık kent sokaklarına iniyor. Avrupa´daki ayıların yarısı ise Romanya´da yaşıyor.

Vodafone´da sürpriz istifa


2003 yılından beri şirketin başında olan Arun Sarin (53), temmuz ayında görevini bırakacak. Sarin´in görevini, Vodafone´un Avrupa Operasyonlarının başındaki Vittorio Colao´nun üstleneceği öğrenildi. Sarin´in ´sürpriz´ olarak değerlendirilen açıklamasında, Sir Christopher Gent´ten görevi devralmasından bu yana başlangıçta belirlediği bütün hedeflere ulaştığını ifade etti. Sarin görevde olduğu süre zarfınfa Vodafone´un küresel yatırımlarını büyük ölçüde genişletirken, Japonya gibi zorlu pazarlardan da geri çekmişti.


Sarin yönetiminde dönüm noktası olarak nitelendirilen yatırım ise Hindistanlı Hutchison Essar´ın geen yıl satın alınması oldu. Sarin, şirketin Gent yönetiminde hızla artan borçları azaltırken, cep telefonu sektöründe yeni hizmetleri de devreye soktu. Vodafone geçtiğimiz yılı 13.2 milyar dolar net gelirle tamamladı. Türkiye, Romanya ve Hindistan gibi gelişmekte olan piyasalarda Vodafone´un yaptığı satın almalarla gündeme gelen Sarin, şirketi yavaşlayan Avrupa Ekonomisine karşın hızlı bir şekilde büyütmüştü. Sarin, 2006 yılında yeniden göreve seçildiğinde hissedarların yaklaşık yüzde 10´u tarafından, vizyon sahibi olmadığı gerekçesiyle ağır eleştirilere maruz kalmıştı.

Gurbetçi aile TEM’de yok oldu

Uçağa yetişmek üzere Niğde’den İstanbul’a doğru yola çıkan gurbetçi ailenin bulunduğu Otomobil TEM’de TIR’a çarptı. 3’ü çocuk 6 kişi hayatını kaybetti.Gebze Dilovası’nda dün sabah saatlerinde meydana gelen kaza bir aileyi yok etti. Almanya’da çalışan Bünyamin Bulut (42) ve Ukraynalı eşi Ruslana Maysiv (28) çocuklarıyla birlikte Niğde’deki yakınlarının yanında tatil yaptı. Almanya’ya dönmek üzere İstanbul’dan uçağa binecek olan aile, Bulut’un kardeşi Feridun Bulut’un (37) kullandığı Otomobille dün gece yola çıktı. Bolu’da direksiyona Bünyamin Bulut geçti. 4 KARDEŞ ÖLDÜ Araç, 06.30 sıralarında TEM otoyolunun Dilovası mevkiinde iddiaya göre sürücüsünün uyuklaması sonucu, Ali Rıza Eker (37) yönetimindeki TIR’a arkadan hızla çarptı. Kazada hurda yığınına dönen Otomobilde Bulut çiftinin çocukları Asena (10) ve Selinay (4) olay yerinde öldü.

Ruslana Maysiv ile ilk evliliğinden olan oğlu Deniz Ivan Masyiv (4), Feridun Bulut ile Bünyamin Bulut’un ilk evliliğinden olan oğlu İbrahim Ethem Bulut ise kaldırıldıkları Kartal Devlet Hastanesi’nde yaşamlarını yitirdi. Ameliyata alınan Bünyamin Bulut’un sağlık durumu ise ciddiyetini koruyor.

25 Mayıs 2008 Pazar

Funda Arar coşturdu



Bayrampaşa Belediyesi´nin Gençtival konserlerinin ilk gününde Rock müziğinin sevilen ismi Funda Arar bir konser verdi.

Bayrampaşa Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Gençtival konserlerinin ilk gününde Rock müziğinin sevilen ismi Funda Arar bir konser verdi. Genç Birleşmiş Milletler üyesi gençler Arar’ın şarkılarıyla coştu. Sanatçı, sevenlerine unutulmayacak bir gece yaşattı Bayrampaşa Belediyesi tarafından düzenlenen Gençtival2 etkinliği’nin ilk konseri Funda Arar’la başladı. Bayrampaşa Şehir Parkı’nda gerçekleşen festivalde sahne alan ünlü sanatçı şarkılarıyla Bayrampaşalıları coşturdu. 

Bayrampaşa Belediye Başkanı Hüseyin Bürge konser öncesi yaptığı konuşmada, , gençlere armağan edilen bu bayramı gençlerin büyük ilgi göstereceği, bilgi-Eğitim ve eğlence içerikli aktivitelerin yer aldığı Gençtival ile 29 Mayıs tarihine kadar kutlayacaklarını belirtti. COŞTU, COŞTURDU Başkan Bürge’nin konuşmasının ardından sahneye çıkan Arar, söylediği şarkılarla konser alanını saatler öncesinden dolduran sevenlerine keyifli anlar yaşattı. Sahne performansıyla kimi zaman gençleri coşturan sanatçı, seslendirdiği sanat müziği şarkılarıyla kimi zaman hüzünlendirdi. Yoğun kalabalık nedeniyle konser alanına giremeyenler, sanatçıyı Şehir Parkı’na kurulan dev ekrandan izleme imkanı buldu. Binlerce kişinin büyük coşkuyla izlediği konsere Genç BM üyeleri de büyük ilgi gösterdi. Üç gün boyunca küresel ısınmadan silahsızlanmaya, hukuk ihlallerinden doğal kaynakların kullanılması gibi evrensel konular üzerinde toplantılar yapan dünya gençleri Arar’ın şarkılarıyla yorgunluk attı. Sanatçının şarkılarına eşlik ederek eğlenen 230 dünya genci zaman zaman tezahüratta bulundu. İki saat sahnede kalan Rock müziğinin sevilen sesi, kendisine gösterilen sevgi karşısında Bayrampaşalılara teşekkür ederek, “Bu gece coşmaya hazır mısınız? Şarkılarıma eşlik etmenizi istiyorum. Sizlerle bir arada bulunmaktan büyük keyif aldım. Sizi seviyorum ” şeklinde konuştu.

Genelev hayvanat bahçesi gibi!



Beynelmilel´in senaristi Sırrı Süreyya Önder´in yeni filmi ´O... Çocukları´ filminin basın toplantısı önceki gün Suada´da yapıldı.

Mayıs ayında vizyona girecek olan film; hayat kadınlarının çocuklarına bakan ´emanetçi´ kadın ´Mehtap Anne´ ve siyasi suçlu karı-kocanın yurtdışına kaçmadan çocuklarını ona bırakmasıyla gelişen olayları anlatıyor.

Hülya Avşar YERİNE DEMET AKBAĞ

Mehtap Anne´yi Hülya Avşar´ın yerine Demet Akbağ canlandırıyor. Filmde ayrıca Özgü Namal, Sarp Apak, Altan Erkekli, İpek Tuzcuoğlu, Sezin Akbaşoğulları rol alıyor. O... Çocukları filminde Hatice adlı bir hayat kadınını canlandıran İpek Tuzcuoğlu, genelev hakkındaki ilginç görüşlerini aktardı.

Tuzcuoğlu, 1996 yılında Özcan Deniz´le rol aldığı ´Ona Sevdiğini Söyle´ adlı filmde de bir hayat kadınını canlandırmıştım. Dolasıyla o zamanlar Karaköy´e gidip gezme şansım oldu. Şaşırmıştım. Orada erkeklerin durumuna çok şaşırdım. Açlıkları beni çok şaşırttı. Orada başka birşey var hayvanat bahçesi gibi. Kadınlar adına başka anlamda üzülüyorsunuz neticede bir et pazarı. Ama erkeklerin durumu daha da acıydı dedi. SENARYOYU İDDİA SONUCU YAZDIMFilmin yazarı Sırrı Süreyya Önder, 12 Eylül´den sonra cezaevinden çıkınca Tepebaşı´nda Hayyam Caddesi´ne yerleştim ve bin yıllık bir apartmanda kaldım, ilk orada tanıdım Mehtap karakterini. Emanetçi annelik kurumu olduğunu ve bunların çok özel insanlar olduğunu gördüm diyerek filmin nasıl doğduğunu anlattı. Önder Özgü Namal ile girdiğimiz bir iddia sonucunda bu filmi yazmaya karar verdim. Özgü ´Kadın hikayesi yok´ dedi, ben de ´Yazacağım´ dedim. Hikayemde iki erkek var, onlar dışındakiler hep kadın ve çocuk dedi.

HÜLYA´NIN BAŞKA NEDENİ VARDIR

Filmde Hülya Avşar´ın oynayacağı söylenen fakat annesi Emral Avşar istemediği için canlandırmadığı rolün sahibi Demet Akbağ, Bana telefon geldiğinde, ´Ne oldu, Hülya oynamıyor muydu?´ dedim. Makyajlar yapılmış, hazırlanılmış, ben o aşamayı sonra öğrendim. Sanırım bir görüşülme oldu ve karşılıklı anlaşılamadı. Bu filmde annenin istemeyeceği ne var? Birebir kendi ağzından duymadığm için birşey söyleyemem. Belki başka nedenleri vardır, birebir nedeninin bu olmadığına inanıyorum. Hülya Avşar bir Sinema oyuncusu ve iyi bir senaryonun da kokusunu alabilecek bir oyuncu diye konuştu.



Filmde Donna ismindeki İtalyan bir kızı canlandıran Özgü Namal, Kadın hikayeleri bizde çok azdır, genelde erkek egemendir. Bu kadar güzel detaylar olduğu için projeyi kabul ettim. Sırrı´nın hikayeleri böyle gülüyorsunuz ama yüreğiniz yanıyor. dedi.

Hayrına yatağa girecek



´Hadi Gari Cumhur´ isimli filminde sevişme sahnelerinde rol alacak Merve İldeniz, parayı ne yapacak?

´Hadi Gari Cumhur´ isimli Sinema filminde sevişme sahnelerinde rol almaya hazırlanan Merve İldeniz, alacağı ücreti de hayır için bir okula bağışlayacağını açıkladı. Önümüzdeki günlerde Bodrum´da çekimlerine başlanacak olan ´Hadi Gari Cumhur´ isimli filmde rol almaya hazırlanan İldeniz, Bu filmi Harun Özakıncı´nın hem oynayıp hem de yönetecek. Filmde Belediye Başkanı Mazlum Ağan, emekli trafik polisi ´süslü´ lakaplı Calalettin Oğuztan, ´Hadi Gari´ barın sahibi Hakan Aykan gibi Bodrum´un simge olmuş isimleri de rol alacak. Biz de bu filmin oyuncu kadrosundayız. Eşimle birlikte film gereği İstanbul´dan Bodrum´a taşınarak hediyelik eşya dükkanı açan bir hippi kadını canlandıracağım. ´Hadi Gari Cumhur´un sevişme sahnelerinde de rol üstleneceğim. Şimdiden oyunculuk ücretim olan 5 bin YTL´yi Bodrum´daki Cemal Uslu İlköğretim Okulu´na bağışladım. Benim oyunculuk ücretimi bağışlamam filmin diğer oyuncuları arasında da bir bağış kampanyasının başlamasına neden oldu dedi.

Seksi şovlu yengemiz





Eurovision´da gözler onun üzerindeydi. Hem güzelliği hem de seksi şovuyla geceye damga vurdu. İşte o şov;

Eurovision´a görsel şov ile damgasını vuran isim ikinci olan Ukraynalı Ani Lorak oldu. Lorak, Antalyalı işadamı Mu

Ani Lorak´ın Eurovision şovunun fotoğrafları için TIKLAYIN!rat Nalçacıoğlu´nun sevgilisi... Yani müstakbel yengemiz. Ani Lorak yarışmadan önce Sevgilim Ukrayna´yı destekleyecek, çünkü kalbi benim açıklamasını yapmıştı. Birkaç kelime Türkçe bilen seksi şarkıcı Merhaba. Sizi seviyorum diye seslenmişti.Eurovision gecesinde Ani Lorak´ın şarkısından çok sahne performansı dikkat çekti. Seksi bir şov sunan Lorak, 230 puan toplayarak ikinci oldu. Uzun süre Yunanistan ile çekişen Lorak, sonunda ipi göğüsleyen taraf oldu. İlginç olan Yunanistan 6 ülkeden tam puan alırken, Ani Lorak´ın sadece Portekiz´den tam puan alarak birinci olmasıydı. Ancak Ukrayna´ya komşu ülkelerin tamamından 10´ar puan topladı. 43 ülkeden bir çoğundanda da oy alınca Yunanistan´ı ikincilikten etti.

19 Mayıs 2008 Pazartesi

Yasak Krallık



Bu hafta vizyona giren 9 yeni film arasında Jet li ve Cajkie Chan´in oynadığı "Yasak Krallık" da var...

Yasak Krallık
(The
Forbidden Kingdom)

Yönetmen: Rob Minkoff
Oyuncular: Jet Li, Jackie Chan , Michael Angarano,
Collin Chou ...
Tür: Aksiyon / Fantastik / Komedi
Yapım Yılı:
2008
Yorum: Çeki Çen ve Cet Li bir arada... Başka söze gerek
var mı?

Bu destansı aksiyon-macera masalında, Boston’lu genç delikanlı
Jason Tripitikas hayatta yaşadığı en zorlu, onu eski Çin’e geri götüren, sayısız
Yeşim Savaşçısı, şeytani Yeşim Savaş LOrdu ve pişmanlık duymayan, vicdanı
olmayan boyuneğmez Beyaz Saçlı Kadın İblis’le yüzleştiği bir yolculukla
karşılaşıyor.

Son olarak da, Jason bir intikam savaşçısı olan kadınla
ilk aşk deneyimini yaşıyor.

Burada Olan Burada
Kalır
(What Happens in Vegas)

Yönetmen: Aaron Blaise
& Robert Walker
Oyuncular: Ashton Kutcher, Queen
Latifah, Cameron
Diaz , Dennis Farina ...
Tür: Komedi / Romantik
Yapım
Yılı: 2008
Yorum: Büyük beklentileriniz yoksa
sevgilinizi de kolunuza takıp izleyebilirsiniz.

Parti delisi karizmatik
Jack Fuller ve ticaretle uğraşan Joy McNally´nin tesadüfi olarak Las Vegas’ta
paylaştıkları gürültülü bir haftasonu, onlar için hayal meyal anlardan çok
hatırlanacak izler bırakır…

Bu iki tatilci New York’lu, hiçbir acı
hissetmedikleri o anda Vegas-stili bir evlilik sözleşmesine imza atmamış
olsalardı, kim bilir belki herşey farklı olurdu… Ama burası Vegas...

Üç
milyon dolar kazanan çift… Ancak kazanan kim… Aslında Jack, Joy’un çeyrekliğini
ödünç alarak kazandı… Ama Joy zaten makinenin başında oynuyOrdu… Ya da tam
tersi miydi… Her neyse kime ait bu ganimet?

Şöhret
(El
Cantante)

Yönetmen: Leon
Ichaso
Oyuncular: Jennifer Lopez, Marc Anthony, Antone
Pagan...
Tür: Belgesel / Biyografik
Yapım
Yılı: 2006
Yorum: Farklı bir film seyretmek
istiyorsanız gidin aksi halde hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.

Filmde, 1960´lı ve 70´li yıllarda salsa müziğini yeniden şekillendiren
Porto Riko´nun efsanevi salsa şarkıcısı Hector Lavoe´nin yaşamını ve müziğini
anlatılıyor.

Filmde, iki sevgiliyi, kökenleri Porto Riko olan sanatçı
Marc Anthony ve Jennifer Lopez canlandırdı.

Jennifer Lopez´in aynı
zamanda yapımcılığını üstlendiği film, o dönemde Amerika´daki farklı ulusal kimliklere
bakışı anlatırken, Porto Rikolu grupların yaşamından da kesitler
sunuyor.

96 Saat (Taken)

Yönetmen: Pierre
Morel
Oyuncular: Liam Neeson, Maggie Grace, Kattie Cassidy,
Olivier Rabourdin...
Tür: Aksiyon
Yapım
Yılı: 2008
Yorum: Biraz dram biraz aksiyon...
Binlerce örnekten biri, türün meraklıları kaçırmayacaktır.

Canından çok sevdiği kızı Kim’in kaçırılışını, cep telefonu
bağlantısında çaresiz ve hiçbir şey yapamadan, dinleyen bir babanın durumundan
daha kötü ne olabilir?

Kabus gibi bu durum, eski bir gizli ajan olan
Bryan’ın başına gelir. Genç kadınları satmakta uzmanlaşmış bir çetenin elinden
biricik kızını kurtarmak için önünde çok kısa bir zaman dilimi vardır.


Ancak Bryan’ın önünde çözülmesi gereken ilk sorun, kendisinin Los
Angeles’te, kaçırılan kızının ise Paris’te olmasıdır.

Bu büyük mesafe
engelini nasıl aşacaktır? Zamana karşı yarışın galibi olabilecek
midir?

Tehlikeli Oyun (Die Welle)

Yönetmen: Dennis Gansel
Oyuncular: Jürgen
Vogel, Frederick Lau, Max Riemelt, Christiane Paul...
Tür:
Dram
Yapım Yılı: 2008
Yorum: Mutlaka
izleyin. Ancak filmden fazla etkilenmeyin lütfen.

Rainer Wegner,
öğrencilerinin ilgisizliği üzerine, dikkatlerini çekmek için bir deney yapmaya
karar verir:
Öğrencilerinden kendisini liderleri olarak kâbul etmelerini ve
kendisine Mr. Wegner diye hitap etmelerini ister.

“Disiplin
aracılığıyla güç” sloganını seçer, bir logo yaratır ve gizli bir işaretle
iletişim kuran bu gruba “The Wave” adını verir.

Grup giderek kontrolden
çıkar ve kısa sürede farklı boyutlara ulaşır. Alman yönetmenden Nazizm adı
geçmeyen bir Nazizm anlatısı...

Alexandra

Yönetmen: Aleksandr Sokurov
Oyuncular:
Galina Vishnevskaya, Vasily Shevtsov, Raisa
Gichaeva...
Tür: Dram
Yapım
Yılı: 2008
Yorum: Konusu iyi mutlaka izleyin ama
bir Türk filminden beklediğinizden fazlasını beklemeyin.

Subay torununu
görmek için 7 yıl sonra Çeçenistan’daki Rus askeri üssüne gelen Alexandra adlı
yaşlı kadın burada birkaç gün geçirir ve yerel halkın hakaretlerine maruz kalır.


Sonra “Erkekler düşman olabilir ama biz kardeşiz” diyen ve küçük bir
dükkân işleten Malika’yla arkadaş olur.

Film, iyiliğin ve kötülüğün
doğasına dair incelikli bir keşif yolculuğu.

Karamel (Caramel)

Yönetmen: Nadine Labaki
Oyuncular: Nadine
Labaki, Yasmine Elmasri, Joanna Moukarzel...
Tür: Komedi / Romantik
Yapım
Yılı: 2007
Yorum: Festivalde seyretmediyseniz bu
kez kaçırmayın.

Beyrut´ta yaşayan beş Lübnanlı kadının günlük
hayatlarından kesitler üzerine kurulan bir Romantik
Komedi.

Beş kadın, düzenli
olarak bir güzellik salonunda buluşur, sohbet eder, birbirlerine sırlarını
açarlar.

Her seans bir araya gelen Layale, Nesrin, Rima, Jamale ve
Rose, erkekler, cinsellik ve annelik üzerine kendi yorumlarını getireceklerdir.


İstanbul Film Festivali´nin açılış
filmi olduğunu aklınızdan çıkartmayın.


Kırmızı Balonun Yolculuğu
(Le Voyage du Ballon Rouge)

Yönetmen: Hsiao-hsien
Hou
Oyuncular: Juliette Binoche, Hippolyte Girardot, Anna
Sigalevitch...
Tür: Dram
Yapım Yılı:
2007
Yorum: Filmin Fransızca olduğuna bakmayın, Tayvanlı
usta yönetmenin sanatını mutlaka izleyin.

Kırmızı Balon´un Yolculuğu (Le
Voyage du Ballon Rouge), Tayvanlı usta yönetmen Hou Hsiao-Hsien´in Batı´da
gerçekleştirdiği ve Fransızca çektiği ilk filmdir.

Filmin adından da
anlaşılacağı gibi, yönetmen Albert Lamorisse´in tüm dünyada çok sevilen 1956
yapımı kısa metraj filmi Kırmızı Balon´dan esinlenmiştir. Yalnız bir çocuğun
peşinde Paris sokaklarında gezinen gizemli kırmızı balon, Hou´nun öyküsünde
belki de aynı sokakları 50 yıl sonra geçer ve kırık yaşamlara, parçalanmış
ailelere, büyük ve kalabalık bir şehrin kalbindeki ıssızlığa tanıklık
eder.

Kırmızı Balon´un peşine takıldığı küçük Simon (Simon Iteanu)
annesi Suzanne (Juliette Binoche) ile tek odalı bir dairede yaşar. Bir kukla
tiyatrosunda ses sanatçılığı yapan Suzanne, çocuğunu yalnız yetiştirmenin
getirdiği baskıyı göğüslemeye çalışır.

Simon´a bakması için Song adında
Sinema öğrencisi Çinli bir kız
bulur. Suzanne, ara sıra oğlunu ihmal ettiğini hatırlar ve suçluluk duygusuyla
onu şımartır. Ancak aşağı kattaki kiracısı ve ayrıldığı eşi ile yaşadığı
sorunlar, oğlunun duygusal dünyasını anlama çabalarını gölgeler.


Münferit

Yönetmen: Dersu Yavuz Altun
Oyuncular:
İdil Fırat, Ali Erkazan, Mahir İpek...
Tür:
Dram
Yapım Yılı: 2007
Yorum: Haftanın
tek Türk filmi... Et kokarsa tuzlarsınız, ya tuz kokarsa?

Deniz altında
bir arabadan çıkarılan iki erkek cesedi ve yol ortasında ağır yaralı bulunup
hastanede ölen iki çocuk cesedi olmak üzere dört ceset vardır.

Şirin
kasabada yaşayan onlarca genç kadına da tecavüz
edilmiştir.

tecavüz edilen kadınlardan biri,
Aylin öğretmen sorgulandıkça geçmişe dönülür ve cesetler arasındaki ilişkiler
yavaş yavaş ortaya çıkar.

Ancak ortaya asla çıkmaması gereken sırlar da
vardır.

Nasreddin Hoca 800. yaşında





Nasreddin Hoca´nın 800. Yılı İngiltere´de kutlanıyor.

Bu yıl Hackney Eğitim Müdürlüğü ikincisi düzenlenen ´Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türkler´ haftası kapsamında Nasrettin Hoca kitap dizisi her okula bir ders programı ile birlikte yollanıyor. Ayrıca, 9–13 Haziran ayında Hakcney okullarında Nasrettin Hoca´nın 800. doğum günü kutlanacak. Okullara Hackney Eğitim Müdürlüğü tarafından bir kaynak paketi yollanıyor. Bu kaynakların içinde Nasrettin Hoca kitap serisiyle birlikte Nasreddin Hoca’nın 2 hikâyesini konu alan ders programları, Türkiye konulu ders programı, 5 sarıçiçek çocuk şarkısı yer alacak. Programda, okullarda N. Hoca gösterileri, halk oyunları, müzik, Hacivat Karagöz gösterileri, Türk yemekleri, Türkiye ve Kıbrıs konulu, velilerin hazırladıkları sergiler de var. Türk Haftası’nın amacı, öğrencilerin okullarda birbirlerinin Kültürlerini öğrenmeleridir. Bu amaçla ´farklı Kültürleri içeren müfredat/culturaly inclusive curriculum´ kapsamında hazırlanmış bir program geliştirilmiş. İngiltere´de farklı Kültürlerden gelen öğrencilerin kendi Kültürlerinin okul müfredatında yer alması öğrencinin motivasyonunu ve dolayısıyla başarısını artıracağı için bu çalışmalara özel bütçeler ayrılmış.

Hackney´de İngilizceden sonra ikinci dil Türkçe.Dolayısıyla okullar iki dilli kitaplar alırken Türkçe- İngilizce kitaplara öncelik veriyor. Birçok okulda öğrenciler için ücretsiz Türkçe dersleri veriliyor. Önümüzdeki hafta okullara yollanacak kitaplar sadece Türk haftasında okutulmak için değil kalıcı kaynak olarak kullanılması için okullarda kalacak. BBC´nin çocuklara yönelik CBBC web sitesinde de bir Nasreddin Hoca hikâyesi yer alıyor. Bu hikâye aynı zamanda okullardaki ders programına alınmış.

Heyamola Yayınları tarafından yayınlanan, 6,7,8 yaş gruplarına yönelik iki dilli Kazanımlar Dizisi de Londra’daki devlet okullarında okutulacak. Bu dizi kapsamında Heyamola Yayınları tarafından yayınlanan ve Türkiye’de de satışa sunulan ´Ceren´in Kitap Sevgisi´ adlı kitap, 2007 yılında iki dilli kaynak kitap olarak Hackney Belediyesi tarafından tüm okullara gönderildi. Söz konusu kitap, okul öncesi Eğitim merkezlerinde/Children Centre ebeveynlerin çocukları ile kitap okumalarını özendirmek için kitap yaygın olarak kullanılmaya başlandı ve halen kullanılmaktadır.

Kitap sadece ana dili Türkçe olan çocuklar için değil tüm çocuklar ve ailelerle olan okuma alışkanlığını kazandırma çalışmaları kapsamında kullanılmaktadır. Aynı kitap ´Ebeveynlik´ kurslarına katılan ve ana dili Türkçe olan çocukların ailelerine kendi dillerinde kitap okumaları için hediye edilmektedir.

Külleri boğaza serpilecek





Leyla Gencer´in cenazesi, vasiyeti doğrultusunda yakılarak Ortaköy’den Boğaz sularına serpilecek.

20. yüzyılın en büyük divalarından Leyla Gencer, 10 Mayıs Cumartesi günü Milano’daki evinde solunum ve kalp yetmezliğinden yaşamını yitirdi. Gencer, 1928 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Belediye Konservatuarı’nda başladığı şan Eğitimine İtalyan soprano Giannina Arangi-Lombardi ve Apollo Granforte ile devam etti. Leyla Gencer sanat hayatına ilk adımı 1950 yılında Ankara Devlet Operası sahnesinde Mascagni’nin Cavalleria Rusticana eserindeki Santuzza rolüyle attı.

Leyla Gencer’in 1954 yılında Napoli’deki Santa Carla Tiyatrosu’nda “Madame Butterfly” operasıyla başlayan uluslararası platformdaki opera serüveni 1957 yılında Milano’da La scala Operası’nda ilk kez sahneye çıktığında seslendirdiği Poulenc’in Les Dialogues de Carmelites operasındaki rolüyle kazandığı başarıyla doruğa yükseldi. ADINA MÜZE YAPILACAK Dünyanın bütün ünlü opera sahnelerinde “La Diva Turca” olarak alkışlanan ve büyük başarılara imza atan Leyla Gencer 1980 yılında sahneleri bıraktığı güne kadar dorukta kaldı. 

Opera tarihinin gelmiş geçmiş en büyük divalarından olan Leyla Gencer hayatının son yıllarını Milano’da La Scala Operası’nda opera sanatçıları için kurulan akademinin sanat yönetmeni olarak, genç şancıları yetiştirmeye adadı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Mütevelliler Kurulu Başkanı olan Leyla Gencer 1995 yılından beri düzenlenen “Leyla Gencer Uluslararası Şan Yarışması” yla opera dünyasına yeni yetenekler kazandırmaya devam ediyOrdu. Leyla Gencer’in cenazesi yarın Milano’da La Scala Operası’nın Santa Babila Kilisesi’nde düzenleyeceği bir törenden sonra vasiyeti doğrultusunda yakılmak üzere krematoryuma götürülecek. Leyla Gencer’in külleri daha sonra İstanbul’a getirilerek yine kendi vasiyetiyle Ortaköy’de yapılacak bir törenle Boğaz sularına dökülecek. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın yeni yapılmakta olan merkezinde sanatçının vasiyeti üzerine bir “Leyla Gencer Müzesi” oluşturulacak KARİYERİ ÖDÜLLERLE DOLU Opera repertuarı 34 bestecinin 70’in üzerinde operasından oluşan Leyla Gencer 1988 yılında sunulan “Devlet Sanatçısı” ünvanının yanı sıra, en sonuncusu 2007’de İtalya’da aldığı Caruso Ödülü’ne kadar pekçok önemli opera ödülünün de sahibiydi.

Recep İvedik 3 film doğurdu





Recep İvedik 3 film doğurdu...

Recep İvedik´in yapımcısı Faruk Aksoy, hasılattan eline geçen parayla üç film çekecek...

Dört milyon iki yüz bin kişi tarafından izlenen
Şahan Gökbakar'ın 'Recep İvedik'i üç film doğurdu! Filmin ortak yapımcısı Faruk
Aksoy, hasılattan payına düşen parayla üç yeni projesini hayata geçirmek için
kolları sıvadı.

Günaydın'ın haberine göre, filmlerden ilki 'Recep İvedik
2'. Diğeri büyük ihtimalle adı değişecek olan '4-4-2'... Senaryosu ve oyuncu
kadrosu kesinleşen üçüncü film ise 'Avanak Kuzenler'. Eylülde vizyona girecek
olan filmde Cansu Dere ve Yağmur Atacan başrolleri
paylaşacak.

ELEŞTİRMENLERE ELEŞTİRİ!

Sinemadan kazandığını yine Sinemaya yatırdığını söyleyen
yapımcı Faruk Aksoy, yeni projelerini anlatırken eleştirmenlere yüklendi: Birçok
eleştirmenin yerin dibine soktuğu 'Recep İvedik' hem iki filmin planlanandan
önce gösterime girmesine hem de yeni Sinemacılara olanak sağlanmasına
neden oldu. Bol bol yerin dibine sokacakları iki film daha çekerek
eleştirmenlerin varlıklarını sürdürmelerine yardımcı olacağız!

O... Çocukları!




Haftanın tek yerli yapımı olan "O... Çocukları" ve 5 yeni film Sinemalarda seyircisini bekliyor.

O.. Çocukları

Yönetmen: Murat Saraçoğlu

Oyuncular: Altan Erkekli, Özgü Namal, Şevket Çoruh, Demet Akbağ...

Tür: Komedi / Dram 
YapımYılı: 2008

12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra siyasi suçlu olarak aranan bir karı-koca yurtdışına kaçmaya karar verir. Ama çocukları bu konuda onlar için en büyük engeldir. Yurtdışına kaçmadan önce çocuklarını bırakacakları güvenli bir yer ararlar.

Çift sonunda çocuklarına ´en güvenli yer´ olarak ´Mehtap Anne´nin yuvasını seçer. Onların çocuklarını bıraktıkları yer aslında eski bir hayat kadını olan ´Mehtap´ın bu işi bıraktıktan sonra halen hayat kadınlığını sürdürenlerin çocuklarını bıraktıkları ´Emanetçi Anne´ evidir...

Karı-koca yurtdışına kaçtıktan bir müddet sonra çocuklarını alması için bir İtalyan kızı Türkiye´ye gönderir. İtalyan kız, ´Emanetçi Anne´ye bırakılan çocuğu alıp anne - babasının yanına götürmek isterken kendini bir dizi ilginç olayın içinde bulur.

Asla Pes Etme
(Never Back Down)
Yönetmen: Leon Ichaso
Oyuncular: Djimon
Hounsou, Leslie Hope, Sean Faris...
Tür:
Aksiyon
Yapım Yılı: 2008
Yeni başladığı lisede, kendini bir tür dövüş kulübünün içinde bulan Jake´in rakibini alt etmekten başka çaresi kalmaz...

Üç Haydut

(Tree Robbers)





Yönetmen: Hector Babenco

Tür:Animasyon
Yapım Yılı: 2007
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, karanlık ormanlarda üç haydut yaşarmış. Uzun kara şapkaları ve maskeleri ile yol keser, at arabalarını soyarlarmış.

Biri atların gözüne karabiber üfler, biri arabaların tekerleklerini kırar, diğeri ise tüfeği ile yolcuları korkuturmuş.

Bir gün karşılarına çıkan arabada çalacak hiçbir şey bulamayınca, arabanın küçük yolcusu Tiffany’yi kaçırmışlar. Ve işte asıl macera o zaman başlamış, çünkü küçük yetim Tiffany kaçırıldığına korkmamış, aksine yetimhane yolunda yeni bir aile buldum diye sevinmiş.




Yanlarında Tiffany ile mağaralarına geri dönen Üç Haydut ise, hayatlarının hiç tahmin etmedikleri şekilde değişeceğinin henüz farkında bile değilmiş.
Seslendirenler : Erwin Leder, Joachim Król,
Katharina Thalbach, Bela B. Felsenheimer, Elena Kreil, Konstantin Seldenstücker,
Maximilian Roca Jungfer
Beni Orada Arama

(I´m Not There)
Yönetmen: Todd Haynes
Oyuncular: Heath
Ledger , Cate Blanchett , Christian Bale , Richard
Gere...
Tür: Biyografi / Dram
Yapım Yılı: 2007
Rock müzik ilâhı şarkıcı ve söz yazarı Dylan’ın hayatının yedi farklı dönemi, aralarında kadın oyuncuların da yer aldığı altı kişilik bir oyuncu kadrosu tarafından canlandırılıyor.

Hep Seni Aradım
(Wicker Park)

Yönetmen: Paul McGuigan
Oyuncular: Josh
Hartnett, Rose Byrne, Diane Kruger, Matthew
Lillard...
Tür: Dram / Romantik
Yapım Yılı: 2004
Şikago’nun Wicker Park bölgesinde yaşayan Matthew bir gün çalıştığı işyerinin penceresinden karşı kaldırımda en yakın arkadaşı Luke’a ait ayakkabı dükkânının vitrinine bakan bir kız görür.

Artık
Matthew onunla tanışmak için her yolu deneyecektir ancak bu ilişkinin bütün yaşamını etkileyeceğinden haberi yoktur.
Matthew ve Lisa birbirlerine aşık olurlar ve kader ağlarını örmeye başlar.

şantaj
(Deception)
Yönetmen: Marcel Langenegger
Oyuncular:
Ewan McGregor , Hugh Jackman , Michelle Williams...
Tür:
Aksiyon / Drama
Yapım Yılı: 2008

Günde on sekiz saat çalışan güçlü Borsa simsarlarının kişisel hayatları çok kısıtlıdır.
Onlar için “Liste” adında bir tür seks kulübü vardır ve cep telefonundan arayıp, dört kelime söylemeleri cinsel açıdan doyurucu bir gecenin başlangıcı olabilmektedir.

Borsa simsarlarından Jonathan’ın, son derece çekici ve gizemli bir kadınla girdiği ilişki, onu hayal bile edemeyeceği bir ihanet ve cinayet dünyasının içine

Üç maymun sınıfı geçti



Nuri Bilge Ceylan´ın Cannes Film Festivalinde yarışan "Üç Maymun" adlı filmine Fransız basını övdü yağdırdı.

Fransız basınında yer alan haberlerde, Nuri Bilge Ceylan´ın 61. Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye için yarışan Üç Maymun adlı filmi hakkında genelde olumlu yorumlar yapıldı. Le Figaro Gazetesi, Ceylan´ın tarzını Fransızların ünlü yönetmeni Maurice Pialat´nın tarzına benzetti. Gazete, Ceylan´ın, Pialat gibi karakterlerin insani izlerini ortaya çıkartmaya çalıştığını belirtti. Gazete, Pialat´nın filmleri gibi, Ceylan´ın filminden çıktıktan sonra kendinizi şok olmuş gibi hissediyorsunuz ifadesini kullandı. Liberation Gazetesiyse Ceylan´ı İngmar Bergman´a benzetti. Gazete, bununla birlikte garip bir estetik kullandığını ifade ettiği Ceylan´ın kötü renkler seçtiği yorumunu yaptı. Gazete, Filmden çıktıktan sonra kendinizi kötü hissediyorsunuz, gidip hemen duş almak ihtiyacı hissediyorsunuz ifadesini kullandı.

Parisien Gazetesi, Nuri Bilge Ceylan´ın Cannes Festivalinin iyi talebelerinden biri ve teknik olarak da mükemmel bir kadraja sahip olduğunu belirtti, ancak filmin yavaş bir tempoda olduğu yorumunu yaparak kötü not verdi. L´Humanite Gazetesiyse Boğaziçi´nin kıyısında Cehovvari bir dram başlığıyla verdiği yorumda, film hakkında olumlu yorumlarda bulundu. Bu arada festival bünyesinde çıkan Screen dergisinin festival için oluşturduğu jüri, son dört gün içinde gösterilen filmler arasında en yüksek notu Ceylan´ın filmine verdi. Farklı ülkelerden 10 eleştirmenin bulunduğu jürinin, Ceylan´ın filmine 5 üzerinden ortalama 2.8 puan verdiği görüldü. Dergi jürisi, festivalin açılışında gösterilen Blindness filmineyse ortalama 1.4 puan vermişti.

Mor ve Ötesi´ne büyük ilgi



Mor ve Ötesi grubu, provalarını yoğun bir şekilde sürdürürken, delegasyonların partilerini de ziyaret ediyor.

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da yapılacak 53. Eurovision Şarkı Yarışmasında Türkiye’yi temsil edecek Mor ve Ötesi grubu, provalarını yoğun bir şekilde sürdürürken, delegasyonların partilerini de ziyaret ediyor. Yunanistan delegasyonunun verdiği partide Mor ve Ötesi’nin solisti Harun Tekin’in canlı olarak söylediği Deli adlı yarışma şarkısı, partide bulunan fan kulübü üyeleri ve delegasyonlar tarafından büyük ilgi ve alkışla karşılandı. 

Partinin evsahibi Yunanistan’ın Eurovision temsilcisi sanatçı Kalomira, Harun Tekin’i kucaklayarak büyük ilgiyle karşıladı. Yunanistan’ın partisinden sonra Azerbaycan’ın partisine geçen Türk delegasyonu, Azerbaycan delegasyonunda sıcak bir şekilde karşılandı. Yemekli ve içkili partide, Azerbaycan’ın şarkıcıları Elnur ve Samir, Ukrayna’lı kadın dansçılarla seyircileri coşturdu. Bu arada yarışma öncesi ikinci kez bir basın toplantısı düzenleyen Mor ve Ötesi grubu, canlı olarak sunduğu Bir Derdim Var şarkısıyla basının ilgisini çemeyi başardı.

Tolga Çevik, Okan´a cevap verdi





Okan´a Komedi Dükkanı´ndan cevapKomedi Dükkanı formatının kendisine ait olduğunu söyleyen Okan´a Tolga Çevik´ten yanıt...

Okan Bayülgen bir süre önce Komedi Dükkanı programı aleyhinde dava açmış ve program formatının kendisine ait bir projeden esinlendiğini iddia etmişti… Okan’ın bu davasından sonra ilk kez konuşan Tolga Çevik, “Benzetme sevdalısı bir ülke olduğumuz için programımın birine benzetmesi gayet normal. Ama Komedi Dükkanı programını illa bir programa benzetilmek isteniyorsa 1989’da Amerika’da yapılmış bir televizyon programına benzetilsin. Çünkü biz formatımızı oradan esinlenerek belirledik” dedi…